Nazardan çatladı…

 

Nazardan çatladı…

 
Eskiden bilim bu kadar gelişmemişti ve hastalıklarda bilinmiyordu. Hasta biri doktora gidip muayene olduktan sonra, verilen reçetede ki ilaçları sadece kendisi değil, çevresinde herhangi bir rahatsızlığı olanlara veriyordu. Bir nevi tek çeşit ilaç ve toplu tedavi. Kimse hastane, doktor bilmez veya alışkanlığı olmadığı için gitmezdi. Durum böyle olunca halk dilinde çok yaygın olan ‘nazar değdi’ teşhisi konur ve alternatif tedavilerle iyileştirme yolları aranırdı. Kimi kurşun döktürür, kimi ise muska yazdırır ya da okutup, üfletirdi. Ölenler içinde ‘nazardan öldü’ cümlesi hayli fazla kullanılırdı. Peki, şimdilerde kimseye nazar değmiyor mu acaba?
Diyet, spor, sağlıklı beslenme de neymiş? Can boğazdan gelir. Yemek yemeyen insandan ya da zayıf insandan korkulurdu. Ya ince hastalığa(vereme) yakalandıysa diye. Kilolu, etli, butlu olanlar revaçta olurdu. Ne çok şey değişti günümüzde. Belki bu yüzden erken ölümler çok yaşanırdı eskiden. Peki, insan normalde ne kadar yaşar? İşte uzmanların cevabı; Bu sorunun en kısa ve özlü yanıtı “yazgımız kadar” olacaktır. Diğer taraftan istatistiki bir değerlendirme yapılırsa, geçtiğimiz yüzyılda Avrupa insanının ortalama ömrü yaklaşık 45 yıl iken, günümüzde bu 80 yıla kadar uzamıştır. O zaman belki de önümüzdeki yüzyılda bu süre daha da uzun olacaktır. Tıbbi tanı, tedavi ve bakım yöntemlerindeki gelişmeler, koruyucu hekimlik uygulamaları, gelişmiş araç ve gereç teknolojisi bu artıştaki en önemli unsurlardır. İnsanoğlu geçmişten beri daha uzun, hatta mümkünse hep yaşamanın sırlarını araştırmıştır. Aranmaya da devam edilecektir.
Eeee peki nazar ne oldu?
Elbette ki eskiden beri varlığını yitirmeyen ve halkın inandığı nazar diğer isimleriyle, bakma, bakış, göz atma, göz değmesi, göze gelme, nazar değmesi, nazara gelme, nefesi dokunma, kem göz, kem nazar var. Ve bütün İslam ülkelerinde de yaygın. Nazar inancının temelinde belli kimselerde bulunduğuna inanılan, insanlara özellikle çocuklara, evcil hayvanlara, eve mala-mülke hatta cansız nesnelere de zarar veren, bakışlardan çıkan çarpıcı ve kimi zaman da öldürücü güç düşüncesi yatmaktadır.
Günümüzde nazara inanan halk kadar, bu konuda araştırma yapan çeşitli alanlardan
bilim adamları da bu konuda çeşitli düşünceler ileri sürmüşlerdir. Halk arasında nazarın
nedeni sorulduğunda kıskanç, kötü niyetli kişilerin gözlerinin ya da sözlerinin kıskandıkları nesneye zarar vermesi diye açıklanmaktadır. Kimi bilim adamları da bu olayı bioenerji ile açıklamaya çalışmışlardır. Çünkü bu enerji nedeniyle karşıdaki varlığın biyolojik dengesi bozulmaktadır. Bu nedenle bol ürün veren tarla yanmakta, ya da ürün bozulmakta, doğal afet gelmekte, çok güzel bir eşya kırılmakta, güzel insanların başına çeşitli hastalıklar, bünyesi zayıfsa da ölüm gelmektedir. Bu olumsuz gücün renkli gözlü insanlarda daha fazla olduğuna inanılmaktadır.
Nazar geçmişten günümüze kadar bu düşünce ve korkularla yaşamış ve yaşamaya da devam edecek. Bu sayede birçok insan ekmek yiyecek.
Aman siz siz olun nazar boncuğunuzu eksik etmeyin ama daha önemlisi sağlık kontrollerinizi sakın ihmal etmeyin. Ve özellikle artık eskisi gibi ne bulursanız yemeyin. Çünkü can boğazdan geldiği gibi boğazdan da çıkıyor.
Hepinize sağlıklı, nazarsız ömürler diliyorum.
Sağlıcakla kalınız.
 
BEDİA BARAK